Bab’ür Rahme (Rahmet Kapısı)’nda 2019 Şubat’ta yaşananlar normal bir yapıt meselesi değildi.
Rahmet Kapısı Olayları
144 Dönümlük Mescid-i Aksa’nın kuzeydoğusunda bulunan Rahmet Kapısı’nda 2019 Şubat’ta yaşananlar normal bir yapıt meselesi değildi. Rahmet Kapısı gelişmeleri, Kudüs ve Mescid-i Aksa mücadelesinin bir parçasıdır ve öyle değerlendirilmelidir.
![]()
Bu olayı tam olarak anlamak için şu konulara hakim olmak gerekir:
- Mescid-i Aksa’nın bölünmesi projesi ve gelişmeleri,
- Sözde “Yüzyılın Anlaşması” ve gelişmeleri,
- İşgallerle birlikte bazı Arap ülkelerinin Siyonist İşgalci İsrail’e karşı normalleşme dalgası ve bunun acı verici etkileri.
Siyonist işgalci zihniyet, Amerika Birleşik Devletleri’nin desteği ile Kudüs’ün Yahudileşmesi adına büyük adımlar atmaya başladı. Özellikle de Müslümanların kutsal toprağı sayılan Mescid-i Aksa’ya yapılan saldırılar da bu dönemle birlikte artmaya başladı.
Yahudiler, Kudüs’ün doğu kesimini işgal edip bölgedeki kontrolü ele geçirmek ve bölgeyi Müslümanlardan arındırma çalışmalarına hız verdiler. Bunun ardından İşgalci Yahudi yanlılarının sesleri yükseldi ve Rahmet Kapısı’nın Mescid-i Aksa içinde bulunan bölümünü bir Yahudi sinagoguna dönüştürülmesi çağrısında bulundular.

Bu tartışmalar kökleri 2003’e kadar uzanan Rahmet Kapısı meselesini ön plana çıkardı. O yıllarda İşgalci İsrail yönetimi Rahmet Kapısı bölgesinin İslam Miras Komitesi tarafından ofis olarak kullanılması gerekçesiyle kapanması hususunda bir karar çıkarmıştı. Ve bu karar belli periyotlarla işgal mahkemeleri tarafından yenilendi.
Bu olaylardan ve Rahmet Kapısı’nın sinagoga çevrilme isteklerinin arttığı bir dönemde 14 Şubat 2019’da yani 16 yıl sonra, yeni İslâmi Vakıflar Konseyi bu konuyla ilgili toplandı ve Rahmet Kapısı bölgesinin yıllardır eskiyen yapısının yenileme ihtiyaçlarını incelemek üzere buraya gitti ve orada öğlen namazını kıldı.
İşgalciler bu adımı Kudüs’ün doğu kesimindeki hâkimiyeti ele geçirme ve Mescid-i Aksa’nın bölünmesi hayalleri önünde bir tehdit olarak algıladı ve bu bölgenin yenilenmesi adımının önünü kesme kararı aldı. Bunun üzerine 17 Şubat 2019’da Rahmet Kapısı’na inen merdivenlerin başındaki demir kapıya normalde Ürdün’ün sorumluluğundaki Mescid-i Aksa’ya giren polisler zincir vurdular.

Kudüslüler binanın hakimiyeti ile ilgili yorumladıkları bu zincirli kapı görüntülerini sosyal medyalarında paylaştılar ve İslamî Vakıflar Konseyi, kilidin ve zincirlerin açılmasını talep eden bir açıklama yaptı. Bu açıklamaya olumlu bir cevap gelmeyince Rahmet Kapısı bölgesi Kudüslüler için işgalle ilgili mücadelenin bir merkezi konumuna döndü. Müslümanlar vakit namazlarını buradaki bölgede kılmaya ve adeta orada nöbet tutmaya başladılar.
Bu sırada Kudüslüler tartışmaya konu olan kilidi söktüler ve kapıyı prangalarından kurtardılar. İşgalciler kapının açılmasına kısmen razı olmak zorunda kaldı. Kilidin açılmasını ve İslami Vakıflar tarafından belirlenen bir anahtarla kilitlenmesini kabul ettiler. Böylece gerginliğin azalması amaçlanmıştı.

Ancak Kudüslüler 17 Temmuz 2017’de Tarihi Esbat Kapısı Direnişi’ndeki başarıdan dolayı nasıl bir başarı elde edilebileceği konusunda bilinçliydiler ve Rahmet Kapısı direnişini de sonuçlandırmak, bu bölgeyi sürekli kullanılan bir mescid haline getirmek istediler ve bunda da başarılı oldular Elhamdülillah.
Rahmet Kapısı’ndaki bu gelişmeler dünya basınında da yankı buldu ve vicdan sahibi olan herkes bu konuda işgal yönetimini ve politikalarına karşı birleşti.
Kudüslüler dünya kamuoyunun da desteğini yanlarında görünce 22 Şubat 2019’da büyük bir gösteriyle Rahmet Kapısı’nın asıl kapılarındaki kilitleri açıp yapının içini temizledikten sonra halıları sererek orayı mescid olarak kullanmaya başladı.

Kudüslüler işgal yönetimine karşı bir zafer daha kazandılar ve bu olay işgalci zihniyete sahip Mabed Örgütleri Birliği Medya Departmanı Başkanı Abraham Bloch tarafından “Üç yıllık çaba bir günde son buldu” açıklamasıyla değerlendirildi.
Rahmet Kapısı mücadelesi, Kudüslülerin imza attığı bu ezici zaferle son bulmamış ve işgalciler şu yollarla onları çökertmeye çalışmıştır:
- Rahmet kapısı olaylarına katılan ve hâlâ orada olanlar hakkında tutuklama kampanyası başlattılar. Direnişin ilk haftasında işgalciler yüzlerce Filistinliyi tutukladılar.
- Olaylara katılanlar ve İslami Vakıflar Konseyi’ne işgalci mahkemelerce hukuk savaşı açıldı. 17 Mart 2019'da İsrail Sulh Ceza Mahkemesi, Rahmet Kapısı’nın kapatılması hakkında karar verdi ve Vakıflar Konseyi’ne 60 günlük cevap hakkı tanındı. Ancak Konsey kararı tanımadı ve cevap vermedi.
- Ürdün’e ve Kudüs’teki İslami Vakıflar Dairesi'ne yapıtın mescide dönüştürülmemesi ve aksine belirli zamanlarda açık olacak olan idari ofislere dönüştürülmesi için baskı yapıldı.
- Mescid için tahsis edilen eşyalar, halılar, dolaplar vs atıldı.
Rahmet kapısı mücadelesi ve zaferinin kazanılmasında ve korunmasında Kudüslülerin farkındalığı ve birlik içinde hareket etmesi büyük bir rol oynamıştır.
O dönemde işgalci yönetim, her sabah Rahmet Kapısı’nın açılmasında rol oynayanların tutuklanmasına karar verdi. Kapıları açan kişiler kameralar tarafından tespit edilip tutuklandılar. Mescid-i Aksa bekçileri nöbetleşe kapıyı açtılar. Kudüs gençleri de onlara yardım etti hatta Kudüs’teki çocuklar da kapının açılması için üzerlerine düşen görevi yerine getirdiler. Bunun sonucunda Kudüslü aileler, her bir ailenin senede bir hafta kapıyı açık tutacağı kararını aldılar Mescid-i Aksa bekçileri nöbetleşe kapıyı açtılar.
Böylece işgalciler, Kudüslülerin Rahmet Kapısı’nı savunmaktan pes edeceklerini zannederken bu uzun mücadelede mağlup oldular. Kudüslüler üzerinden iki yıl geçmesine rağmen hâlâ bu zaferi kutluyorlar ve Rahmet Kapısı’ndaki nöbetlerine devam ediyorlar.
Sonuç olarak bu olaylar sabır ve kararlılıkla çalışanların lehine sonuçlanmış ve tarihe geçmiştir.
Bu bilgiler ışığında Türkiye’de bir kampanya gerçekleşecektir. Kampanya çerçevesinde Uluslararası Minber-i Aksâ Derneği gençleri #KudüsNesli etiketiyle 22 Şubat 2021 Pazartesi günü sosyal medya çalışması yapılacak ve konu tekrar gündeme getirilecek. Duyarlı olan herkesi bu etkinliğe katılmaları ve kendi sosyal medya mecralarında konuyu gündeme getirmelerini bekliyoruz.
Trabzon Kudüs Kardeşlik Derneği
